26 Mart 2018 Pazartesi

“Abla”nın Vietnam, Kamboçya, Laos Gezisi 9

4 Şubat 2018 Pazar, gezinin önemli ayaklarından Angkor (şehir) Wat (pagoda) için yola koyulan grup, gişelerde yetmiş iki buçuk milletle birlikte kuyruğa girer. Geçen yıl 5 milyon kişinin ziyaret ettiği tapınak kompleksi için gerekli bilet, ziyaretçinin bu noktada çekilen fotoğrafı basılarak verilmekte. Ziyaret, turist tayfasına 1 günlük 37 USD, 3 günlük 62 USD, yerli halka ücretsiz. Girişte, otel odalarında da bulunan fotoğraflı, ayrıntılı pano ziyaretçiyi ne yapmaması gerektiği ile ilgili bilgilendirir: Giysilerde, göbek, diz, sırt açık olmamalı, anıtlara zarar verilmemeli, sigara içki içilmemeli, çocuklara şeker ve para verilmemeli, yüksek sesle seslenilmemeli, taş yığınlarına tırmanılmamalı, keşişlere dokunulmamalı.

Zaman içinde ormanın örttüğü onlarca tapınak köylüler toprak elde etmek için ormanı yaktıkça ortaya çıkmış. ‘92’de Dünya Mirası listesine alınmış, restorasyon Fransız, İngiliz, Hindistan ve Almanlarca sürdürülüyor.

Maymun ailelerinin huzurla gezindiği, nemden kararmış kırmızı renkli tapınakların, yüksek ağaçlı 2978 kilometrekare alana dağıldığı Angkor Waten debdebeli zamanını 12. yy’da yaşamış, şehir içinde şehir var, burası dini merkez

Yol kıyısında, yerden adam boyu yükseklikte merdivenle ulaşılan taraçalı, file binme istasyonu, hayvan bacağını kaldıramadığından yere çakılı kısa aralıklı kütüklerle belirlenmiş. Ağırlıklı olarak bisiklet, motosiklet, tuktuk trafiğine takılan grup bir sonraki tapınak için araçtan iner yüksek ağaçların gölgelediği yoldan yürür. Hendeği geçen köprünün sağında kötücül ifadeli şeytanlar ile solunda huzurlu ifadeli tanrıların (toplam 154 heykel) boydan boya taşıdıkları, yaradılışta, iyi niyetli olanların sağarak Dünya’yı kurtardıkları devasa yılan… Köprü bitimindeki Güney kapısında lotusla beslenen üç başlı fil ve daha tepede dört yöne bakan Buda kabartmaları. Yapılarda geçmeli taş kullanılmış ise de kutsallığı artırdığı düşünülen yiyecek artığı barındıran sıvaya da başvurulmuş.

Kompleks içinde ulaşım için daha ufak araçlara geçen grup güneyden kuzeye yol alır. Bayon’un ve diğerlerinin duvar kabartmalarında bol bol görülen, 2000 farklı el hareketi ile -“abla”nın, tül eteklerindeki şeffaflığın anlatımındaki başarıya hayran olduğu- Apsara dansçıları, kolyeli koruyucu kabartmaları, tam teşekküllü ordu… Kamboçyalılar biraz daha büyük.

‘Pol Pot döneminde sadece birkaç Apsara dansçısı kıyımdan kurtulabilmiş ve fırsat bulduklarında hemen yeni dansçılar eğitmişler.’ Taştan yılan teras korkulukları çepeçevre; 2022’de bitmesi beklenen restorasyon sonrası orijinal Buda içeri konacakmış. Belli bir noktadan Buda ile burun buruna fotoğraf çekme kuyruğu bayağı kalabalık.

Yerli halk ağaç aralarında çocuklarını salladıkları hamaklar kurmuş, piknikler yapmakta.

10 yy Hindu mabedi Baphuon arkasında bir köşe, 35 yıl burada yaşayan Pascal Roxere anısına. Tapınağı arka duvarında boylu boyunca yatan devasa boyutlu Buda kabartmasını gören grup toparlanmayı beklerken “abla”nın gözüne ilişen, tabletleriyle sağı solu fotoğraflayan kel kafalı, tütün rengi harmanili dört keşiş, ‘dokunmayın’ uyarısı üzerine, belli bir mesafeyle çevresine dizilen grupça fotoğraflanır.

Turuncu rengi meyvesi zehirli, boylu poslu ağaç için Khan, ‘Slime gibisin, düzgün konuşuyorsun ama kalbin kötü’ deyimini aktarır. Pamuk ağacı, ısınınca içinden tekne yalıtımında kullanılan katran sızan Mahogany (maun) en sık rastlanan ağaçlar.

Cariyeler havuzunu geçen grup yürüyerek, acente kitapçığında kralın “zaferle dönen orduyu görmesi için kullandığı bir platform olarak inşa” edildiği yazılı, taraça altı, fil kabartmalarıyla kaplı Filler Terası’na, sonra da, bulunan heykelin tek parmağı olmadığından Cüzzamlı Kral Terası adı verilen, aslında krematoryuma ulaşır.

Küçük araçla 15 dk yol alarak, ormanın tapınaklara ne yaptığının en iyi gözlenebildiği Ta Prohm’a varılır; boyunun beş katı kök uzunluğuyla duvarları yerinden oynatan, parçalayan, sarıp sarmaladığı, bazı durumda desteklediği için de bir şey yapılamayan, Angelina Jolie filmi Tomb Rider’ın bazı sahnelerinin çekildiği, kökler arasından bir Apsara dansçının yüzünün göründüğü tapınak köşe bucak fotoğraflanmayı hak eder.

Dönüşe geçenlerin yolu üzerinde, -2028-30’a dek temizlenmesi planlanan, halen %15 kadar patlamamış- mayın kurbanlarından kurulu, eksik organlarına karşın güzel yerel müzik üreten bir orkestra…

Mahob Khmer Cuisine’e giren grubun ilk sorusu her lokantada olduğu gibi, parola! Değişik sepet abajurlar, arkada kırmızı çiçeklerle süslü yemyeşil bahçe.

Öğle yemeği sonrası, en önemli ve en az tahrip olmuş tapınak Angkor Wat’a gidilir; Vişnu’ya adanmış orijinali bakımda olduğundan, plastik dubalarla üretilen geçici köprü üzerinden, bir tür sarhoşluk duygusuyla dalgalanarak geçilir.

“Kızıl Kmerler saklandığından, ordu ateşi mermi izlerinin açıkça görüldüğü duvarlardaki sekiz panelde Ramayana’da anlatılan savaşlar işlenmiş. Budistlerin de saygı gösterdiği 1000 yıllık orijinal Vişnu’nun üzerindeki altın dokuma 50’lerde çalınmış, sonra heykel müzeye konmuş. Hintli restoratörler bir ara temizlik için kimyasal kullanmışlar ama sonra durdurulmuş.”

Apsara Terası kralı dans ederek karşılayan dansçılar için. Kutsal alana girmeden önce girilen havuz. Tapınağın tepesine küçük gruplar halinde çıkıldığından, beklerken Khan’ın anlattıkları; “Dil Bali kökenli, kelimeler arasında boşluk yok, cümleler arasında var. 27 etnik topluluk var, Vietnam ve Çinlilerden çok Laos ve Thai diline daha yakınız, gelenekler de öyle. Havai fişek patlatıyor, kapılarına kırmızı kurdeleler takıyorlar, bizim gibi değil.”

10 yıl önce çıkılan orijinal merdiven, Koreli bir turistin düşüp ölmesi üzerine kapatılmış; yenisi ahşap, standart basamaklı ve sağlam trabzanlı. Kazadan önce burayı ziyaret eden küçük kız kardeşinin anlatımına bakan “abla”, yeni merdiven olmasa kesinlikle yukarı çıkmaya yeltenmeyecek; üstelik bir de, Dan Brown’ın son kitabı Başlangıç’ta, Dünya’nın en ölümcül üç merdiveni arasında Angkor Wat adını da okumuşken…

Oldukça dik ama güvenli merdiven tırmanılır, tapınağın iç avlular da barındıran bol galerili, Budizm sonrası Vişnu’nun yerini, önü tütsülü uzanmış Buda’ya bıraktığı yukarı kısımları gezilir.

Bitirip inenler dansçı giysileri içindeki genç kız ve delikanlılarla fotoğraf çektirmeye yönelirken gezinin devamı Mahabharata’dan aşk, aile, erdem, sadakat, iyi, kötü konulu duvar kabartmalarıyla sürer.

Araca binip şehre dönen grup, devasa bir mekânda yine yetmiş iki buçuk milletle bir arada açık büfe yemek yerken dansçıları izler. Denerler de, 2000 ne kelime, incecik kızların iki figürünü yapabilmek ne mümkün!?

Gece Pazarı’na yürüyüş sırasında bir kuytuda park edilmiş halde, ülkedeki nohut pilav arabalarının benzeri üzerinde bir yazı; Kebab Türki Seam Reap…

Bir markette alışveriş sırasında konuşmalara katılan İzmirli, ‘burada pek çok Türk yaşadığını’ söyler. Bir tanesi ile -minik şişeler içine renkli kumlarla isim yazan gençle- daha sonra buluşan grup ondan alışveriş de edecektir.

Kıpır kıpır hayatın sürdüğü Pub Street’de grup rehberi başlarında gezerken, gözüne takılan ‘Balıklarımız sizi memnun etmezse para almayacağız’ içerikli tabela üzerine “abla”nın azmettirmesiyle, Mr. Fish Spa’da dört köşe boş bir havuz bulan altı hanım, ayaklarını soktukları suda, ölü deriyi minik diş darbeleriyle temizleyen balıkların atakları karşısında başlangıçta çok gıdıklansalar da alışır, çok neşeli bir yarım saat geçirirler. 

Yürüyüş, satıcı gençlerin, turistlerin yüz ifadeleriyle pek eğlendikleri belli, pişmiş akrep, yılan, solucan, böcek tezgâhı önünde kısa bir kesintiye uğrar.

Gecenin ilerleyen saatlerinde tezgâhlarını kapama derdindeki insancıkların sabrı, “abla”nın kılı dört yüz yaran kız kardeşince sınanır; gruptan alınan duyuma göre 1 USD’ye alınabildiği söylenen t-shirt için, yarım saat-45 dakika sonra insafa gelen kız kardeş kendisi için önce 3, sonra 2.5 USD’ye bir adet alır; ülkeye dönüşte de bedenini beğenmez, “abla”ya aktarır.

Dönüşte, otele girerken “abla”, camdaki yasak işaretinin kapsamını not etmeden geçemez: Kedi, köpek ve (rehberin kesildiğinde ayak gibi koktuğunu söylediği meyve) Durian, yasak.


Hiç yorum yok: