23 Eylül 2014 Salı

Onuncu gün Yogyakarta’da “abla” grubu, Kraliyet Sarayı ile muhteşem Su Kalesi’ni gezer.


6 Ağustos 2014 Çarşamba sabahı toparlanıp yola dökülen grubun Yogyakarta’daki ilk durağı, 1755’te başlanan, yapımı 40 yıl süren Kraliyet Sarayı: “Babadan oğula geçen sultanlık için, şimdilerde, beş kızı olan 10. Sultanın dört erkek torununun başka soydan geliyor olmaları dolayısıyla kriz yaşanmakta ve Sultanın en yaşlı erkek kardeşinin çözüm olabileceği konuşulmakta.”

Sarayın önündeki kutsal Banyan ağaçlarıyla çevrili geniş toprak meydan törenler, pazarlar için.

Girişte, sarayı ziyaret için uygun giysiler, resimli bir Yes/No panosu ile gösterilmişse de grup, içeri girerken, sandalyelere oturmuş beş kişilik –jüri- önünden geçerken denetlenir; birine, ufak bir el işareti ile şapkanı çıkar mesajı iletilir.

Sarayın rehberliğinde gezileceği hanım önlerine düşer: “14 hektarlık alana yayılmış sarayın yedi bölümünün üçüncüsündeyiz.” Teak ağacı, dağ formlu çatılar, avluyu çevrelemekte. “Sultan Müslüman ve arkada bir cami olsa da Budizm, Hinduizm bir arada yaşar.”

Müzik bölümünde, orkestra anlamına Gamelan: “Her gün 10:00-12:00 arası müzik yaparken, Hz. Muhammed’in doğum gününde iki Gamelan birden çalar.”

Sağ kötü, sol iyi’yi temsilen iki Budist figürle korunan bölümde bir oyuntuda gerçek boyutlu iki saray muhafızı figürü, batik etek/serpuş, siyah mintan, sırtta kuşağa takılı keristen oluşma üniforma ile bağdaş kurmuş oturmakta.

Duvara asılı Teak ağacı arma üzerinde, küpe, taç, kanat figürleri yanı sıra Sanskritçe bir de sıfat var; “1-10. Sultan aynı sıfatla anılırken numara ile ayrılır. Sultan Cumhuriyet’te, aslında Vali’dir, aylığı devlet bütçesinden ödenir.”

Törenlerin yapıldığı, zemini volkanik koyu renkli kum kaplı, üstü örtülü alana geçilirken “Tümü evli beş kızı olan Sultan tek eşlidir, Vali olduğundan örnek teşkil etme amacıyla; öncekinin birçok eşi vardı.”

“1000 kişinin yaşadığı sarayda, haftada iki gün büyük onur duyarak, gönüllü olarak çalışan saray muhafızları burada kalırlar ama dışarıda başka işleri de vardır.”

Girişte, sağda, ibadete çağırma amaçlı, solda iri bir merdaneye benzeyen, tehlike uyarısı yapan davulun bulunduğu “Prensler bölümü Sultan’ın oğlu olmadığından boş”; üç saray muhafızı, kâğıt kalemle, bayram sonrası, toplanmış fitre, zekâtı hesaplamakta.

Kadın saray görevlisi rehber, muhafızlarla aynı giysiler içinde, saçları saray adabınca toplu; gülümseyerek gruba poz verir.

Sultanın ve ailesinin dans ederken, törenlerde hatta yılda bir kez düzenlenen denize, volkana -Hindu tarzı- adak sunarken çekilmiş fotoğrafları, geleneksel mobilyalarla döşeli bölümde sergilenmekte.

Batikle ilgili iki bölümde, Sultan ile ailesinin ürettiği, klasik renklerde -kahve, siyah, beyaz- batik kumaşlar, tören giysileri, iki tür saç toplama, en büyük prensesin düğün töreni, giysileri; “bekâr hanımlar omuz açık giyinebilirken evlendikten sonra omuzlar örtülüyor.”

Sultana gelen hediyelerin sergilendiği pavyonda, Afrika, Çin, Hollanda’dan gelen hediyeler görülürken bir soru üzerine, Türkiye’den gelen halıların sarayda serili olduğu bilgisi alınır. Şarap içilmediğinden İtalya’nın hediyesi kristaller vitrinde durmakta, Japonya’dan gelen büyük vazonun ağzı depremde kırılmış.

Karşılıklı Çin usulü iki ejderhanın küpeştesini süslediği, üstü örtülü dört yanı camlı bölüm, altın-kırmızı renklerle şık ve zengin görünüşlü, 9. Sultan anısına.

Tümüyle 9. Sultan’a ayrılmış bir diğer bölümde, yaşamından fotoğraflarına paralel biçimde oyuncakları, izci, binicilik giysileri, alfabesiyle defterleri, gölge oyunu, batik gereçleri, ‘32’de Hollanda’daki eğitimi, yemek yapmayı sevdiğinden mutfak gereçleri, ocağı, fotoğraf makineleri, radyo, dürbün, eğer, şemsiye, kitap vb. eşyaları sergilenmekte. Hollanda’daki eğitimi ardından ülkesine dönen 9. Sultan, Cumhuriyet için mücadele eden halkla birlikte hareket eder; rejim değişikliğinden sonra da aynı Hollandalılar tarafından nişanlarla taltif edilir.

Oğulların meyve, kızların yapraklarla gösterildiği, ortasında 8. Sultan’ın yer aldığı soy ağacı tablosu ile başlayan son bölüm; törenlerde kullanılan kuğu, geyik, Garuda… figürleriyle, Sultanların kulaklarını biraz büyütüp sivrilten –“abla”ya Mısır’dan aşina Hathorları anımsatan- altın aksesuarlar; Hollanda, Belçika’dan gelmiş nişanlar, cenaze töreni, Suharto’nun fotoğrafı ile (bu coğrafyada “abla”ya hep, dizgi hatası yüzünden okuyamadığı duygusu veren), “halk için tahttayım” anlamına “tahta untuk rakyat” yazılı pano ile sona erer.

Grup sırayla, sırtta bel kuşağına sokulu keris’li muhafızla poz veredursun, ortalıkta dolanan, “…kedilerin kuyrukları neden kesik?” sorusuna İmam, -Sulawesi’de Matthew’nun “pislik taşıdığı için” cevabından- çok daha tatmin edici bir yanıt verir: “Endonezya’da Müslümanlar Şafii’dirler, kedi, köpek kuyruğu değdiğinde abdest tazelemeleri gerekir”

Rehberlerin biri suya sabuna dokunmazken, diğerinin aynı soruya verdiği yanıt, -“abla”nın Singapur’da da, altı ısrarla çizilen bir örneğini gördüğü- farklı dinlere mensup ahalinin, bir arada tutulması amacını taşıyor olsa gerek.

Saray ziyareti çıkışı, yol üstündeki Banyan ağacı dibinde üç oğlan yaptıkları koca roket maketiyle, yanlarından geçerken ilgilenen gruba poz verir.

Bereketli, şen pazar yeri yürüyerek geçilirken İmam alışveriş edip gruba, -“abla” üçlüsünün Japonya’dan tanıdığı- incecik pirinç hamuruna sarılı tatlı, sıcacık fasulye ezmesi ikram eder. Bambu sepetlerde ikili ambalajlanmış balıklar, ayıklanmış sebze, baharat, çeşidi bol meyve; yaşlı bir kadın mandalina tepesi ardından edalı biçimde poz verirken bir diğeri Hindistan Cevizi rendelemekte…

Bir göl bölgesine 1758’de kraliyet dinlenme, eğlence yeri olarak, Portekizli bir gemici, mimara yaptırılan, daha sonra Hollandalıların Su Kalesi diye adlandırdıkları Taman Sari, alttan tünellerle bağlı geniş alana yayılı mekân, zaman içinde İstanbul surlarındaki gibi, pek çok eklentiyle halkın, yaşamın işgaline uğramış.

Depremlerin de etkisiyle ilk halinden uzaklaşmış, -“abla”ya Endülüs’teki Elhamra Sarayı’nı hatırlatan- yapılar bütünü toparlanabilse “bir cennet tasviri olacak kadar güzel.”

Geniş merdivenlerle giderek derine serine inilen kemerli, yanları oluklu basık dehlizler, İslam öncesi dönemde meditasyon, şimdilerde önde abdest amaçlı kuyusuyla yeraltı cami olarak kullanılmakta. İmam’ın aktardığı, “abla”nın bir başka gerçeklik olarak kavrayıp çok derinden etkilendiği “Bir söylentiye göre, dönemin sultanı/kralı, meditasyon esnasında burada, Java’nın güneyindeki Ruhlar Alemi Kraliçesi ile buluşuyormuş.” Su Kalesi “son zamanlarda eski güzel günleri canlandıran film mekânı olarak kullanılmaktaymış.”

İkinci katta da, aynı planla, geçitlerle bölünmüş dairesel tüneller, yazın serin, büyülü. Tavanı demir kasnaklarla güçlendirilmiş merdivenle çıkışa ulaşan grup, sokak aralarında, bakkal, minik havuzlu bitkilerle örülü bir köşe, kapıda terlikler, TV’den seslerin taştığı, çamaşırlar serili, kuş kafesli içten, yoğun mahalle yaşamına tanık olur.

Varılan, geniş, ağaçlı avlunun kenarında bir el sanatları dükkânı grup tarafından işgal edilir.

Yüksek taş duvarın oymalı, ejder başlarıyla süslü kapısından geçilerek varılan bahçenin ortasında, kol boyunu uzatan aparatlarla selfie çeken turist tayfası arasından ulaşılan ejderlerin ağzından su fışkıran “…havuzlardan zamanında üç tane vardı. Arkadaki Sultanın kızları için; öndekinde cariyeler yüzerken Sultan beğendiği birine çiçek atar, çiçeği alan kız Sultanın olduğu bölüme geçermiş.”

Merdivenlerle ulaşılan kısım “Dört salonlu bölüm müzik odaları…”

Batik Atölyesine gidilirken anlatılan: “Batikte pamuk, özellikle de ipek kumaş kullanılır, boya bölgesi erimiş balmumu ile belirlenir, kumaşın her iki tarafı da boyanırsa renkler daha güçlü olur. Ne kadar balmumu kullanılırsa o kadar keskin hatlar elde edilir.”

Atölyenin girişinde bir dizi pano ile süreç anlatılır: “Kurşunkalemle motifin kumaşa aktarılması, balmumu ile örtme, detayların ilavesi, bulaşmaması için kumaşın arkasına da aynı işlem, renklendirme, balmumunu çözmek için kaynar suya atılma, her renk için tekrarlanan aynı işlem. Kumaşın beyazı üzerine, kök boya indigo, kahve, geleneksel renkler, çok renklilerde kimyasal kullanılmış demektir. Halk özel günlerde giyiyor, özgün motif büyük onur, bunun için yüksek paralar ödemeye hazırlar, özellikle hanımlar…”

İncecik motifli bakır kalıplar baskı için kullanılırken, kadınlar, yanlarındaki altında küçük bir ateş yanan çanaklara batırıp doldurdukları balmumu kalemlerini üfleye üfleye önlerindeki kumaşların, örtülmesi gereken yerleri kapamakta. “Noktalama yapanlar günde 7.5 USD kazanırken, kontur çekenler daha az…”

Öğle yemeğinde, masada tatlı sos olarak yine pekmez var. Tatlı mısır çorbasıyla başlayan yemek lezzetli; duvarda güzellerin, Miss Universe 2012 ile Putri Indonesia 2013 fotoğrafları.

Öğleden sonra Malioboro Caddesi’nde serbest zaman: “Abla” üçlüsü alçakgönüllü bir alışveriş merkezinde, Lemur sindirim sisteminden geçtikten sonra işlenen kahveyi tatmak için bir mola verirler. Lemur Kahvesi anlamında Kopi Luwak’ta verdikleri sipariş, neredeyse Japonların yeşil çay servisi kadar incelikli bir ritüeldir: Herkese ayrı birer tepside gelen, altın kaşıklı, tepesinde küçük altın bir lemurun oturduğu kapaklı, varaklı, irice fincanlara, şifon keselerden çıkarılıp ağzı kesilen poşetlerden (önce koklatılarak) dökülen kahve üzerine kaynar su konur, 1 dakika kadar bekletilir. Telvenin dibe çöktüğü, yumuşak içimli kahve, kahve düşkünü olmayan “abla” tarafından bile hoşnutlukla tüketilir.

İstasyona yakın, trenin geçişini sabırla bekleyen motosikletliler, tertemiz camekânı dilimlenmiş tazecik meyve dolu seyyar satıcıdan sonra, en son, caddenin başını belirleyen, altında gençlerin fotoğraf için uzun uzun bekleştiği tabela altında kardeşlerden ikisi fotoğraflanır, otele dönülür.

Akşam yemeği, 38. yaşını kutlamakta Ramayana Ballet- Purawisata topluluğunun, minik amfitiyatrosunu da barındıran mekânında, Dünyanın değişik yerlerinden gelmiş turistlerle bir arada, danslı müzikli gösteri eşliğinde yenir; ardından Ramayana’nın, maymunları canlandıran, çatılara, direklere pervasızca tırmanıp inen küçük oyuncuları sempatiyle izlenir.

“Abla”nın gezi arkadaşının bol fotoğraflı izlenimleri:

http://gezix.blogspot.com.tr/

Gamelan görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=Gamelan&biw=1138&bih=561&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ei=alMIVK2hLeKhyAPzroG4Bg&ved=0CB0QsAQ

Taman Sari görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=taman+sari+yogyakarta&biw=1138&bih=561&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ei=NlQIVKCWDJTb7AbhroCoCA&ved=0CBoQsAQ

Malioboro görselleri:


Kopi Luwak görselleri:


Ramayana Ballet- Purawisata:

Hiç yorum yok: